22 Mart 2010 Pazartesi

Sinemada ♥ UNUTULMAZLAR 6


Grease (1978)
Defalarca izlediğimi hatırlıyorum. Ve emin olun bugün bile izlerken o ilk günkü çoşkumdan hiç bir şey yitirmediğimi hissediyorum. Grease'in büyüsü bu olsa gerek.
Coşkusu, gençlik ruhu, renk, kostüm ve danslarında ki estetik ve uyumla kuşakları kucaklaya bilecek potansiyele sahip. Yıllar geçse bile bana ve benim kuşağın bir kısmına gençliğin dinamizm ve çoşkusunu her daim hatırlatacak başarılı bir kült film.
Oyuncular ise, diyecek söz yok zaten o zamanın serseri gençlik tiplemesini çok iyi yansıtmışlar hele John Travolta'nın yürüyüşü görülmeye değer:)




İzlemeyenler için Filmin Konusu: 1950’lerde geçen filmin öyküsü, bir grup liseli Amerikan gencinin gündelik hayatlarını, müzikli ve neşeli bir şekilde anlatır. Öykünün merkezinde Danny ve Sandy’nin ilişkisi vardır. Danny ve Sandy yaz tatillerinde birbirlerini tanımış ve aşk yaşamış bir çifttir. Tatil bitince ve okullar açılınca ayrıldıklarını düşünürler. Oysa o sene Sandy de Danny’nin okuluna gelecektir. Ama sorun şudur ki: Danny yaz tatilindeki gibi kibar ve romantik biri değildir. En azından çevresinde öyle tanınmamaktadır. Danny okulun en fırlama gençlerinin oluşturduğu bir çete olan T’Birds’ün lideri konumundadır neredeyse. Sandy, yaz tatilinde tanıdığı Danny’nin çok dışında bir Danny ile karşılaşır.

18 Mart 2010 Perşembe

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ !!! Ecdadım Ruhun Şaad Olsun...


18 Mart 1915 günü Çanakkale'ye vücutlarını siper eden kahramanların aziz hatıralarına en derin saygılarımızla...

15 Mart 2010 Pazartesi

Yaratıcı Blogger Ödülü'm


Miss Dominika's çok teşekkür ederim tatlım, çok mutlu oldum...
Kendisini izlemek isterseniz çok şey kazanırsınız, burdan buyrun; http://missdominikastylebox.blogspot.com/
Benimde ödüllendirmek istediğim güzel insanlar ve güzel blogları var tabiki,
ve bu cici ödülü hemen dağıtıyorum;


Bir de Ödülün kuralları varmış arkadaşlar;
Sizi ödüllendirenin blog linkini yayınlayın.
Ödülün logosunu yayınlayın.
7 yaratıcı blogger ödüllendirin.
7 blogun linkini yayınlayın.
Ödüllendirdiklerinizi haberdar edin.

12 Mart 2010 Cuma

Sinemada ♥ UNUTULMAZLAR 5

Beetle Juice / Beter Böcek (1988) Tim Burton şahanelerinden
(Michael Keaton - Winona Ryder - Geena Davis - Alec Baldwin)

Tim Burton'un "ben ona aitim" diye haykıran (bir tane Tim Burton filmi izleyenin
bu filmin de kendisine ait oldugunu anlamaması mümkün değil)...
Filmleri içinde en güzeli
(kişisel düşüncem) tam bir ziyafet ve arşivlik olan film...
İnanılmaz Michael Keaton performansı... Herhalde Beetle Juice gerçek olsaydı o Micheal Keaton olurdu. Bi insan bu kadar sevdirir iğrenç bi yaratığı...

"aman burasıda baydı" diyebileceginiz bir tek sahne de yok. Beetlejuice'in esprileri inanılmaz, kendisi, mimikleri inanılmaz. Ayrıca kapıyı acınca evden çıkmak isteyen ölü çiftin düştüğü dünya Dali resimlerinden bir parça gibi. Winona Ryder'ın imajı, saçları son sahnelerde giydigi kırmızı elbise harika...

Filmin en hoş sahnelerinden bir kaçı beetlejuice'in zagnut isimli snickers bozması çikolatayla sineği kandırmaya çalısması, beeteljuice'le ölü çiftin ilk tanışma sahnesi, yemeğe gelen misafirlerin day-o şarkısıyla dans etmesi ............ izlenmeli!


10 Mart 2010 Çarşamba

Sinemada ♥ UNUTULMAZLAR 4


Ölü Ozanlar Derneği / Dead Poets Society (1989)

Ruha hitap eden eşsiz bir film... Robin Williams olmasa aynı tadıverir mi bilinmez ama film tek kelimeyle mü-kem-mel!
İnanılmaz diyaloglarıyla, muhteşem oyuncu performanslarıyla gelmiş geçmiş en iyi filmlerden biri olduğunu söyleyebilirim.
Ancak herkese hitap etmeyebilir, nedeni edebi sözlerin filmin yapıtaşı olması ve filmin yavaş gelişmesi.

İnsanın yüreğine dokunan ve paramparca yapan bir başyapıt...




Robert Sean Leonard

Şu sıralar onu dünyanın da severek takip ettiği, benim ise hiç kaçırmadan TNT'den izlediğim House M.D. dizisindeki Dr. James Wilson rolünde izliyoruz.

House ile bir araya geldiklerindeki muhabbetleri izlenmeye değer, süperler :)

27 Şubat 2010 Cumartesi

SEVDİĞİN KADAR...


Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin
Bunu da öğren;
SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN

Can YÜCEL

26 Şubat 2010 Cuma

Sinemada yakın tarih ♥ UNUTULMAZLAR 3

Pulp Fiction (1994)
En sağlam Tarantino filmidir, söze yoruma hacet yok aslında...

Beni en çok diyaloglarıyla ve kurgusuyla etkilemiş filmdir.
Tarantino nasıl yapıyor bilmiyorum ama sanırım gözlem yeteneği sayesinde; bir aile babasının da, bir gangsterin de, bir mafya babasının da, bir boksörün de insanlarla nasıl konuşacağını, neye nasıl tepki vereceğini iyice gözlemleyip bunu da eğlenceli hale getirerek yansıtabiliyor ki bu da filmlerini vazgeçilmez kılıyor benim ve birçok film izleyicisi için.

Filmde en etkilendiğim, en ilginç karakter ise Harvey Keitel... İnanılmaz bir karizma, iş bitiricilik, yönetim, serinkanlılık, arabuluculuk, ne ararsanız vardı karakterde.
Filmin bir diğer özelliği izlerken zihninizi sürekli meşgul etmesi. Filmin ele aldığı süreç parçalara bölünmüş ve değişik sıralamayla gösteriliyordu. Film bittiğinde ancak geneli görüp neler döndüğünü anlayabiliyorsunuz (en azından ben de öyle oldu). Koleksiyonumun en nadide eserlerinden ve Tarantino'nun en sıkı kült filmidir bence. Müzikler de ayrı bir mükemmeldi.

İFRİT KUTUSU / The Malice Box


7 Sınav
7 Anahtar
7 Gün
Ve Dünyayı Kurtaracak 1 Fırsat

Robert Reckliss kendisine gönderilen esrarengiz kutunun yaşantısını altüst edeceğinden habersizdir. Aynı gece bir tanıdığı kuşkulu bir şekilde intihar eder. Ertesi gün eski bir dostu Batı dünyasını yeryüzünden silecek ölümcül gizemli bir silahın varlığını açıklar.
Robert yedi gün sonra infilak edecek bu İfrit Kutusu’nu arayıp bulmak zorundadır. Patlamayı engelleyecek anahtarların izini sürebilmek için Manhattan’da bir dizi sınavdan geçmesi gerekiyordu.
Zamana karşı amansız bir yarışa giren Robert, Terri adında gizemli bir kızın rehberliğinde Manhattan sokaklarında koşuştururken sinsi bir göz de onları izlemektedir. Karşı konulmaz doğaüstü güçler ise sınavları tamamlamasını engellemeye çalışmaktadır.
Benzerlerinden çok farklı bir gerilim romanıyla karşı karşıyasınız. İpuçlarını Robert’la çözün ki İfrit Kutusu’nun kapağı sonsuza dek açılmasın.
İFRİT KUTUSU / The Malice Box / MARTIN LANGFIELD / 480 sayfa
Kitap karmaşık... Çok karışık olaylar var, bir noktadan sonra kopuyorsunuz ve sizi yormaya başlıyor ama tempo hiç düşmüyor ve elinizden bırakamıyorsunuz... Bu tarz severler keyif alacaktır eminim... İyi okumalar :)
Söz, suya atılan taşın etrafındaki hâleler gibidir. Suyun etrafındaki halkaların ne kadar genişleyebileceğini bilemeyeceğiniz gibi, sözün gönüllerde ne etki yapabileceğini de bilemezsiniz, burada anlatırsınız, kim bilir kimin gönlünde ne etkiler bırakır!
alıntıdır...

YORUMSUZ :))




Sinemada yakın tarih ♥ UNUTULMAZLAR 2

The Shawshank Redemption / Esaretin Bedeli (1994)
Tıkır tıkır işleyen tarzıyla,
paçalardan yere bırakılan kumlarıyla,
azmin elinden hiçbir şeyin kurtulamayacağı mesajıyla
ve Morgan Freeman'ın harika oyunculuğuyla "HARİKA" bir başyapıt.
Kaç kere izlediğimi hatırlamadığım filmlerden biridir.
Bu filme zamanında sinemada gidenleri şanslı birer insan olarak görüyorum. Kendimi ise çok şey kaçırmış gibi hissediyorum.
Bu filmin değerinin sonradan anlaşıldığını düşünmüşümdür hep.
Her konuda mükemmel veya mükemmele yakın bir filmdi.
Bence bu film hakkında kötü bir şey söylemek mümkün değil...

Özgürlük böyle bir şey işte:
Yağmurun altında kollarını iki yana açabilmek


Sinemada yakın tarih ♥ UNUTULMAZLAR 1

Titanic (1997)
Ne unutulmaz bir filmdir Titanic...
Tek kelimeyle mükemmel, izlemeyen varsa ki sanmıyorum. Ama varsa da hayatında büyük bir eksiklik var. Güzeldir, etkileyicidir, izlenmesi gerekir :))
Başından sonu belli bir film olsa da finaliyle beni parçalayan acı bir sona sahiptir.
11 Oskar kazandı, hepsini de haketti.

En etkileyici sahnesi Jack'in Rose'dan koptuğu sahneydi. (Jack'in donuk halde denizin dibine inişi) bütün sinemada herkes dağılmıştı kadın/erkek demeden.

50 yıl sonra bile bu film hep özel kalacak...

"Bir kadının kalbi okyanus kadar derindir içinde neler olduğunu bilemezsin"

smile...